Vatan,
Millet,
Devlet,
Namus, şeref,
İstiklâl ve istikbâl...
Yukarıda sıraladığım bu kutsal değerlerimiz, hiçbir liderin, Milletvekilinin, milliyetçi ve mukaddesatçı geçinen partilerin, derneklerin ve vakıfların umurlarında bile değil.
Aşağıda anlatacağım olaydan sonra ne demeye çalıştığımı daha iyi anlayacaksınız.
İŞTE RTE’NİN MHP VE ÜLKÜCÜLERE OLAN HAKARETLERİ;
Ülkücüler eli kanlı cânilerdir!
Ülkücüler morg bekçisi katillerdir!
Ülkücüler Fâtiha’yı bile okuyamazlar!
Ülkücüler hayvana taparlar, putperesttirler!
Ülkücülerin ağızları salyalıdır, bunlara kuduz aşısı yapıldı mı?
Bunlar serseri, soysuz, terbiyesiz bir sürüden ibarettirler!
Ziya Gökalp- H. Nihal Atsız- Alparslan Türkeş dinsizdirler!
Türk milliyetçiliğini ayağımın altına aldım, Türk dediğin nedir ki!
Ve daha sayılamayacak kadar ağır ifadelerle ömrünce ülkücülere ve Türk milliyetçilerine amansızca saldıran, küfürle, dinsizlik ve hayvan olmakla itham eden RTE’nin ve AKP Belediye Başkan Adayının ismini saygı, hürmet ve büyük bir heyecanla anons eden eski bir ÜLKÜ OCAĞI BAŞKANINI dinleyince;
Türklük- Vatan- Millet- Devlet- Namus- Haysiyet- Şeref- İstiklâl ve istikbâl gibi kutsal ve vazgeçilemez değerlerimizin artık kimsenin umurunda olmadığına kanaat getirdim.
Ey şaşkın ülkücü(!)
İlk göz ağrımız Ruhi Kılıçkıran'dan başlamak üzere İmamoğlu, Özmenem, Önkuzu, Selçuk Duracık, Halil Esendağ, Mustafa Pehlivanoğlu ve daha 5000 ülkücü şehidimize her türlü hakareti yapan birinin ve onun Belediye Başkanı Adayının isimlerini büyük bir heyecanla anons ederken hiç mi vicdanın sızlamadı?
Yazık!
Yazık!
Yazık!
Siyâsi ikbâl ve dünyalık küçük bir kırıntı uğruna bu kadar alçalmak niye?



