Ayıptır,
Yazıktır,
Günahtır,
Ölenin ruhuna eziyettir be hey gafiller!
Ölen kişi, bedeni ve ruhuyla Allah'a vasıl olup o büyük hesap gününe kadar berzah âleminde bizlerden hayır dualar beklerken, şayet bizler duayı unutup ölünün sağlığındaki içki masası resimlerini paylaşıyorsak bu çirkin hareketimizle sevdiğimizi iddia ettiğimiz arkadaşımızın ruhunu ve kemiklerini sızlatmaktayız.
Böylesi bir hataya düşenler;
Paylaştıkları resimleri derhal kaldırarak, Allah'tan af dileyip, ölen arkadaşlarının ruhuna Fâtiha göndersinler.
Böyle bir arkadaşlık,
Böyle bir ülküdaşlık,
Böyle bir yad etmek olmaz olsun.
Mânen iflâs ettik!
Ahlâken çürüdük!
Bizler ülkücülüğü, ''İlâhi aşkın gönüllerde tecellisiyle, SIRAT-I MUSTAKİM çizgisinde olup, büyük bir ihlâsla yılanın gömleğinden sıyrılışı misali dünya sevgisinden sıyrılarak ,TÜRKLÜK ŞUURUNDAN hareketle, devletin ve milletin bekası uğruna verilecek kutsal mücâdele esnasında; karşılaşılacak çile ve musibetlere karşı gösterilecek sabrın ve bu uğurda içilmesi mukadder olan ŞEHADET ŞERBETİNE duyulan sonsuz bir muhabbetin ifadesidir.'' diye öğrendik, böyle biliyoruz ve böylece yaşadık, bu anlayışla yaşlandık.
Yukarıda okuduğunuz bu ifâde;
Vatan, Millet, Din ve Devlet uğrunda vermiş olduğumuz beş bin ülkücü şehidin ruh hallerinde, darağaçlarında can veren Pehlivanların, Duracıkların, Baktemurların şahadetlerinde saklıdır.
Bu ifâde;
Özmenem, İmamoğlu, Önkuzu, Fırat Çakıroğlu, Sinan Ateş'in mezar taşlarında kitâbeleşen bir devrin öyküsüdür.
Gelin bu ifadeyi kirletmeyin!
Gelin bu ifadeyi kirleterek, sevdiğinizi iddia ettiğiniz ölen arkadaşınızın ruhuna azap çektirmeyin.



