
Olmak, kalmak ve ölmek!
Ülkücü olmak,
Ülkücü kalmak,
Ülkücü olarak ölmek.
Nesli tükenen ülkü devlerinden olan Temel Kahveci kardeşim, ülkücüydü, hep ülkücü kaldı ve ülkücü olarak göçtü bu dünyadan.
O' yiğit delikanlılar ki;
Her biri, Türlükte yok olarak FENA FİL TÜRK,
Vatanda yok olarak FENA FİL VATAN makamına yükselmiş birer lekesiz bayraktılar.
O ülkü devlerinin kimi şehit edildiğinde cebinde 25 kuruş parası vardı, midesi üç günlük açtı,
Kimisinin kışın ayazında sırtında paltosu, kaldığı odada sobası yoktu,
Birçoğu bir simidi 3- 5 kişi bölüşerek buz gibi ocaklarda övün savıyorlardı.
Okudukları şehrin en konforlu lokantalarında hainlerin, şerefsizlerin şımarık veletleri kızlı- oğlanlı kahkahalar atarak döner kebap yerlerken, onlar akşama alacakları kuru bir ekmeğin ve iki baş kuru soğanın parasını tedarik etmenin derdindeydiler.
Onlar ki bütün bu yokluklarına sefaletlerine aldırmadan, haine, satılmışa ve emperyalizmin her türlüsüne, hırlısına- şerlisine karşı mücâdele ettiler.
Biliyorlar ve inanıyorlardı galip geleceklerine ve sonunda zaferin mutlak Hakk’ın yanında olanların olacağına. Çünkü onlar, haklıydılar, haklı bir davaları vardı ve Hakk ile beraberdiler. Onların, rehberleri Kur'an, hedefleri Turan'dı.
BU AŞK VE BU İMANLA;
Yiğitçe döğüştüler gaza meydanlarında.
Bir yanda devlete sızan ermeni dölleri,
Diğer yanda kara ve kızıl emperyalizmin kiralık kopilleri.
Çiğnetmediler hilâli, indirtmediler gönderden al bayrağı ve susturtmadılar minarelerden yükselen ezanları.
Onlar ki, ne zafer takları istediler yolları üzerine ve ne de başlarına taç.
Onlar, mütevâzi ve münzevi bir hayatı tercih ettiler.
İkbâl peşinde koşup gazalarına leke düşürmediler.
Birisi onların yiğitliklerinden söz etse, onlar nefse kapılırım korkusuyla konuyu kapatmaya çalıştılar.
Onlar, Türk milletinin ve vatanın bekası için, din ve namus uğrunda verdikleri mücâdelelerinin yarın mahşer günü hayırlı amel ve ibâdetlerden sayılarak mizan denen terâzinin SEVAP KEFESİNE konularak tartılacağının inancını taşıyorlardı. Sırf bu yüzdendir ki birisi onları övse, mübarek yüzleri kızarır, nefse kapılmaktan korkarlar, hep susarlardı.
YILLAR SONRA,
Onlar, yıllarca hep mütevazi olup, kıyıda köşede durmayı fâzilet bildiler ve hiç şımarmadılar.
Başbuğları öldükten sonra boyunları büküldü, 50- 60 ında yetim kaldılar!
Onlar, ne şatafatlı yemek davetlerine,
Ne ihtişamlı gecelere,
Ne istişare toplantılara çağrıldılar.
Ve ne de seçimlerde tenezzül edilip listelere konuldular!
Bir anda nereden geldiği ve nereden olduğu belli olmayan ikbâlperest türedi tipler musallat edildi davanın en tepe noktalarına!
Bir devir davayı sırtlayan serdengeçti ÜLKÜ DEVLERİ birer birer uzaklaştırılarak, Balgat denen ihtişamlı gökdelen adeta BAYKUŞLARIN TÜNEDİĞİ bir mekâna döndürüldü!
Dava ayaklar altına alınarak, milyonların gönüllerinde yarım asırda maya tutan ülkü sevdası söndürüldü!
Kimisine göre bu dava;
İkbâl kapılarını açmaya yarayan bir MAYMUNCUKTU,
Kimisine göre de bir yerlere yükselmek için kullanılan İSKELE.
VE ŞİMDİ O ÜLKÜ DEVLERİ;
O ülkü devlerinin birçoğu sessiz sedasız bu dünyadan demir alıp göçmekteler.
Kalanları ise, Bilge’nin ve Balgat’ın acıklı durumuna bakıp kahrolarak, yorgun dudaklarıyla sessizce;
‘’1980 öncesinin en karanlık günlerinde çiğnetmedim hilali düşmanlara!
Lâkin BAŞBUĞDAN sonra, düştü üstümüze gölge gölge Hac’’ diyerek hüzünlü bir bekleyişin içindeler.
VATAN VE YAŞLI BOZKURTLAR
Vatan, uğrunda yardan, serden geçilen,
Vatan, sarıp sarmalayan ana kucağı.
Vatan ki uğrunda ölene şehitlik paye,
Vatan ki gayrısı boş bir hikâye.
Ülkücünün bağrını dağlar vatan yarası,
Bu yara ki onun tek şeref madalyası.
Bir altın nesildi Allah'ın Türk'e bahşı,
Kükreyince imanı bil ki titretir arşı.
Geldik gidiyoruz, çok üzdünüz, horladınız bizleri,
Ecel yastığında olsak ta düşünürüz yine sizleri.
Bir bir sessizce göçmekte yaşlı Bozkurtlar,
Birkaç eski dostun omuzunda nurlu tabutlar.
Ve uzanır boylu boyunca vatan olan kara toprağa,
Bitmiştir çileli hayat, kavuşmuştur Rabbi Allah'a.
Seni unutmayacağız Temel Kahveci kardeşim.
Sen ruhunla, hatıralarınla hep aramızda olacaksın.
Sen bir ülkü devisin, seni unutmak ne mümkün.
Seninle bir odada geçirdiğimiz sıkıntılı uzun günleri hatırladıkça o heybetli duruşun ve o derin bakışların canlanıyor gözümde daha dün gibi taptaze.
RUHUN ŞÂD MEKÂNIN CENNET OLSUN KOCA REİS.




