Allah’a, Kur’an’a, Resulullah’a ve O’nun sünnetlerine sırt çevirip mâsivaya (dünya ve içindekilere) meylederek nefsimizin esiri olup, aklın ve vicdanın yerini şehevi isteklerimiz aldığı içindir ki;
Huzura hasret bir şekilde devamlı bir kavganın, nizanın, maişet darlığı ve çeşitli kirli entrikaların girdabında çaresizce, her gün daha sefil ve sefih bir hayata mahkûm olarak büyük felâketlere doğru sürüklenmekteyiz.
ÇIPLAKLIK- AHLAKSIZLIK
Üzerinde içini gösteren dekolte kıyafetlerle ziyaret maksatlı geldiği tarihi câminin müezzini tarafından ‘’Bu kıyafetle câmiye girmeniz uygun düşmez, içeride namaz kılanlar var’’ diye uyarılan bayanın‘’ Sen de kimsin, demokrasi, özgürlük var. Gezme ve seyahat etme hakkımı engelleyemesin’’ diye bağırarak ortalığı birbirine katması. İşin daha da acısı ise, cemaatin Müezzini kınaması…
Mayosunu, deniz şortunu evinde giyerek sokağa çıkıp yürüyen dişi yaratık maskaralarla, hayanın, iffetin ayaklar altına verilmesi…
Mahallenin mukabelesini okuyan başı namaz bezli Hafize Teyzenin, mini şortlu kız torunuyla birlikte caddede yürümekten haya etmemesi ve torununa Allah için iki kelimelik te olsa bir nasihatte bulunmaması…
Fakir fukaraların paralarıyla siyâsi şov maksatlı verilen iftar ziyafetlerinde kusana kadar doyup sonunda ellerini açarak, yediği fukaraların haklarını kendisine verilen nimet sanarak ‘’Ya Rabbi verdiğin nimetlere şükürler olsun’’ diye dua eden Müftüler, İlâhiyatçılar….
Yolsuzluklara fetva verip, milletin malını hırsıza helâl gören din adamları….
''Çalıyorlar ama çalışıyorlar'' diye çalana muhabbetle bakıp, haramı mubah gören bir kirli zihniyet...
Yanında dine, Peygamberine, âyetlere ve hadislere ağıza alınması küfür olan sözlerle saldırılırken, oralı dâhi olmadan sırtını dönenlerin; taraftarı olduğu siyâsi partinin Ma’bud edindiği liderine karşı en ufak bir lâf edildiğinde kükreyen, anında ceketini çıkartarak saldırıya geçenlerin ortalıkta Müslüman edasıyla dolaşmaları…
Yarının anneleri olacak olan genç kızların ve âile reisi olacak genç erkeklerin, park ve bahçelerde, cadde ve sokaklarda, umumun kullandığı toplu ulaşım araçlarında fuhşiyatın ta kendisi olan iğrenç davranışlarının, normal hareketlerden görülerek, Diyânet Teşkilâtı, Siyâsiler ve aydınların, aman sen de boş ver diyerek suskun kalmaları…
Bütün bunları ve benzeri ahlâksızlıkları daha da çoğaltabiliriz.
Görüldüğü ve yaşandığı üzere bütün bu pisliklere, ahlâksızlık ve dinsizliklere karşı sesini çıkartmayan, her türlü çirkeflikleri kabullenip rıza gösteren ve İlâhi belâ, felâket ve gazaplara davetiye çıkartan bir toplum haline geldik.
Küfre, ahlâksızlıklara, fuhşiyata, hırsızlık, yolsuzluk ve adaletsizliklere rıza gösterip, ‘’Bana ne, aman boş ver, başıma bir sıkıntı almayayım’’ denilen toplumlara belâ ve musibetler;
Bazen savaş, kıtlık, zelzele,
Bazen de kavga, niza, kaos ve salgın hastalıklar şeklinde gelir ki kimsenin şikâyet etme hakkı yoktur.
Çünkü suçlu kendisidir!
En büyük suçu susmasıdır!
Küfre karşı olan rızasıdır!
Hakk’a ve Peygambere sırtını dönüp, siyâsi liderini Ma’bud edinerek O’na biat etmesidir.
Allah’ın mülkünde, Allah’ın verdiği nimetlerle şımarıp dünyaya meylederek, Allah’a ve Kur’an’a muhalefet eden toplumlar, her türlü belâ ve musibetlere lâyıktırlar. İnsanlık tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur.
İŞTE;
ORHAN KILIÇOĞLU




