Giresun Keşap’tan ziyâretime gelen Sn. Eğitimci İsmâil Hikmet Altıntaş ve Zafer Partisi GİK Üyesi, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetlerinde Öğretim Üyeliği yapmış olan Sn. Kadir Uludüz kardeşlerimle ülkücü davayı ve Türk milletinin üzerinde oynanmak istenen kirli emperyalist oyunları ve bu oyunların içimizdeki sureti haktan gözüken soysuz figüranları üzerine uzunca bir zaman sohbet ederek, Türk’ün bu makus talihini değiştirecek mücâdele yöntemleri üzerinde konuştuk.
BU GÜZEL SOHBETİMİZİN ESNASINDA ÖYLESİNE HÜLYALARA DALDIK Kİ;
Bazen Ferhat olduk,
Şirin olarak gördüğümüz Türk milleti adına dağları delen!
Bazen Mecnun olup,
Leylâmız bildiğimiz vatanımız için çöllere düştük!
Bazen Kürşat olduk,
Kırk çerisiyle saraylar basan ve yağmurlu- karanlık bir gecede çekildiği VEY IRMAĞI kenarında düşmana kılıç çalarak UÇMAĞA varan!
Bazen Koca Seyit olduk,
Çanakkale’de 274 kg. lık top mermisini namluya süren!
Bazen Ulubatlı Hasan olup;
İstanbul surlara üç hilâlli bayrağı diken!
Bazen ise Genç Osman olduk,
Bıyığında tarağı Bağdat’ın kapısını açan!
Ve sonra;
Ülkücü Şehitlerimizin şehadetlerinden konuşarak, M. Âkif Ersoy'un Çanakkale Şehitlerimize söylediği ‘'Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana- Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana'' mısralarını mırıldanıp sessizce iç çektik, hüzünlendik ve bir daha buluşmak üzere ayrıldık.
Ziyaretime gelerek günlerdir süren sessizliğimi bozup yorgun gönlüme ilâç olan Sn, İsmail Hikmet ALTINTAŞ ve Sn. Kadir ULUDÜZ ülküdaşlarıma teşekkür ediyor, her iki ülküdaşımı da muhabbetle kucaklıyor, sağlıklı uzun ömürler niyaz ediyorum.




