FUHUŞ VE SAPIKLIKLAR SAYELERİNİZDE LÛT KAVMİNİ SOLLADI!
Önce bir çağrı;
Şerefini üç kuruşa satan ve iktidar adına her türlü rezilliğe tevessül eden AKTROLLER! Gelin yüreğiniz yetiyorsa bu yazımın altına da yorum yazın!
Evet Erdoğan'dan başlamak üzere tüm siyâsi partilerin Genel Başkanlarının ve 600 Milletvekilinin tamamının Türk milletinin, bilhassa da yetişen yeni nesillerimizin adına en küçük bir haysiyet, namus ve ahlâki endişeleri yoktur. Hatta bu endişeleri kendileri için bile taşımıyorlar dersek acaba fazla mı ileri gitmiş oluruz?
Tarihin tozlu sayfa araları sırf ahlâksızlıkları yüzünden yıkılıp yok olmuş irili- ufaklı millet ve devlet enkazlarıyla doludur…
Devletlerin yıkılış sebepleri hemen hemen tek ve ortaktır, bu sebep ise ahlâksızlıklarıdır…
Devlet tüccâr değildir
Parasızlık sebebiyle batmaz.
Devletleri bir tek şey yıkar o da içine yuvarlanmış oldukları ahlâksızlıklardır.
Şurası da bir gerçektir ki devletin mâli iflâsının temeli de ahlâksızlığa dayanır. Tıpkı bugünkü israf, vurgun, yolsuzluk, yağma, 5 li çete gibi!
Devlet kesesinden verilen iftarlar,
Milyonlar açlık sınırının altında yaşarken yaptırılan saraylar,
Çifter çifter alınan uçaklar, makam arabaları ve milyarlara donatılan makam odaları,
Mitingler için harcanan trilyonlar, eşe dosta ballı kıyaklar.
Yandaşların silinen trilyonluk vergi borçları, daha niceleri.
Bunların her biri en az fuhuş kadar büyük bir ahlâksızlıktır.
Sokağa taşan fuhşiyat!
Aleni sevişilen sokaklar!
Genelevden farksız parkalar!
Bundan hoşnut bir Müslüman iktidar!
En acı olanı ise, bütün bu ahlâksızlıkları röntgenci misâli seyreden sözde Müslüman tosuncuklar!
Adı o-rosbuluk olan bu devrana ''aman sen de'' deyip geçen İmam- Hatipli bir uzun adam ve sesi soluğu çıkmayan zavallı, düşkün, meselesiz, çilesiz soytarı bir muhalefet!
Şunu unutmayınız ki;
Park, bahçe, okul kantinleri, toplu taşıma araçları ve sokak ortalarında hayvani hislerinin dürtüsüyle yanak yanağa, dudak dudağa, kucak kucağa oturup namusunu, iffetini ve sâfiyetni kaybeden on binlerce gencimizin yarın her biri birer anne veya birer baba olacaklardır.
Bu rezil manzaralara bakarak;
Yarınlarımızın ne denli felâketlere gebe olduğunu,
Boşanmaların artarak evliliklerin kısa ömürlü olacağını,
Birlikte yaşama denilen kılıfına uydurulmuş fuhşun patlama yapacağını,
Eşlerin birbirlerini aldatmayı huy haline getirip âile yuvalarının yıkılacağını,
Bütün bunların sonucu olarak büyük sosyal patlamaların yaşanarak toplumun ve devletin temellerinin sarsılacağını kestirememek için
insanın hain, soysuz, ahlâksız, ya da beyin özürlü bir aptal olması gerekmez mi?
Ben bunları yazıp söylerken utanıyorum!
Büyük başlara ve siyâsi erkâna ''Ya sizler?'' diye sorasım geliyor, lâkin utanıp yüzlerinizin kızaracağını hiç mi hiç sanmıyorum!
Ekşimiş, ahlâki hisleri körelmiş siyâsilerden vazgeçtik, Diyanet İşleri Başkanı, bir tek olsun İmam, Müftü, Televizyonlarda sadece Peygamber, hadis, sünnet düşmanlığı yapan, alçakça ''ölülerin ruhları için Kur'an okunmaz'' diyen ve aptallarca çok sevilen Prof- Doçent etiketli bir İlâhiyatçı çıkıp da bu pislikleri gündeme getirmiyor.
BU DA OLDU;
On gün kadar önce Yargı ''Kadın Erkek birlikte yaşamanın ayıp ve ahlâksızlık olmadığının'' kararını verdi.
Hani iki ortak var ya, işlerine gelmeyen kararların sonrasında ''Anayasa Mahkemesi'' kapatılsın diye bağırıp çağıran bu iki ortağa diyorum ki ''birlikte yaşamakla zinayı yasallaştıran mahkemenin bu kararı karşısında dut yemiş bülbüller gibi suspus oldunuz, çıkıp bu kararı tanımıyoruz diye bağırsanız ya''



