Hedef, çok defa ülkü sözüyle de ifade edilir. Ülkü veya hedef deyincc hemen Turan akla geliyor. Türk Dünyası’nın birleşmesi veya birlikte hareket etmesi. Turan, elbette Türkçülüğün en büyük hedefidir, Türk’ün ülküsüdür.Ancak ülkü deyince sadece Turan’ın bu yönü akla gelmemeli. Kısaca şöyle söyleyebilirim: Türkçülüğün hedefi, bütün Türk Dünyası’ndaki her bir Türk ferdini tek tek, maddeten ve manen yükseltmektir.Maddeten yükseltmek: Her bir Türk ferdini en iyi hayat şartlarına kavuşturmak. İster İstanbul’da, ister Muğla’da, ister Hakkâri’de, ister Kars’ta yaşasın, her Türk ferdi, ey iyi ve konforlu evlerde yaşamalıdır. Kosova’da, Filibe’de, Girne’de, Kerkük’te, Tebriz’de, Gence’de, Aşkabat’ta, Taşkent’te, Bişkek’te, Almatı’da, Turfan’da, Bahçesaray’da, Ufa’da, Kazan’da ve Türk Dünyası’nın bütün şehirlerinde, kasabalarında, köylerinde, yaylalarında yaşayan her Türk… En güzel, geniş ve konforlu evlerde yaşamaya layıktır. En iyi şekilde beslenmeye ve giyinmeye layıktır. En iyi, en son vasıtaları kullanmaya layıktır.Maddeten yükseltmek budur. Bilge Kağan da bu hedefi ortaya koymuştu. Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim, yaya milleti atlandırdım diyerek.Ters örneklerle konuyu daha da açabiliriz. Hedef, bazı siyasilerin, iftar ziyaretlerindeki yer sofraları değildir, her bir Türk’ü en iyi ve mükellef yemek sofralarına kavuşturmaktır. Hedef, resmî binaları, üniversiteleri alaturka tuvaletlerle doldurmak değildir, her Türk’ün en temiz ve sağlıklı tuvaletleri kullanabilmesini sağlamaktır. Hedef, birbiri üzerine yığılan evler yapmak değil, Türkleri müstakil, bahçeli, estetik evlerde oturtmaktır.Manen yükseltmek: Her bir Türk ferdini öncelikle kendi çalışma alanında en bilgili ve hünerli hâle getirmek. Ayrıca genel kültür alanında da her bir Türk ferdini yetiştirmek. Kıta ve ülke ayırmadan insanlığın meydana getirdiği büyük kültür ve sanat eserlerini her Türk bilmeli, tanımalıdır. Dünya kültür ve sanatını her Türk yeteneği ölçüsünde öğrenmelidir. Mimari eserleri, müzeleri görmelidir. Büyük senfonik eserleri dinlemelidir.Tabii ki biz Türkler de büyük eserler meydana getirdik. Elbette her Türk, bengü taşlar, Kutadgu Bilig, Dede Korkut, Yunus Emre, Nevayi, Fuzuli, Abdullah Tukay, İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp, Mehmet Akif, Ömer Seyfettin, Yahya Kemal, Üzeyir Hacıbeyli… Burada sayamadığım nice kültür ve sanat adamı ve onların eserleri… Selimiye, Süleymaniye, Registan, Tac Mahal… Her Türk bunları görmeye, bilmeye, tanımaya layık değil midir?İşte manen yükseltmek de budur. Tarihte olduğu gibi bugün ve önümüzdeki yıllarda da büyük kültür adamlarımız, büyük mimarlarımız, büyük ressam ve heykeltıraşlarımız, büyük bestekârlarımız, büyük sahne ve sinema adamlarımız çıkmalıdır.Bilimi de unutmuyoruz elbette. Bilimde en ileriye gitmek de Türkçülüğün hedefleri arasındadır.Tarihte yaptıklarımızla, mevcutla yetinmek Türkçülük değildir. Türkçülük, mevcudun üstüne çıkmak, kültür ve medeniyet yarışında en ileriye gitmektir. Tarihte yarattığımız büyük eserler de mevcutla yetinmeyen atalarımız tarafından yaratıldı. Onlarla övünüyoruz. Ancak övünmede kalmamalı, onların yaptığı gibi çağımızı aşmalıyız.Ahmet Bican Ercilasun
3 Mayıs 2026
3 Mayıs 2026


















