|
DEVLET ADAMI TÜRKEŞ
Türk Milliyetçilerinin büyük lideri Alparslan Türkeş’i geçen
hafta sonunda ani olarak kaybettik. Türkiye ve Türklük alemi
ender bir devlet adamını kaybetmiş oldu. Onun ulusumuz tarafından
ne kadar sevildiğini cenazesine katılan yüzbinlerce kişi isbat
etmektedir. Allah rahmet etsin.
Türkeş’i ilk kez ülkemizi komünizmden kurtarmak için yaptığı
çalışmalar sırasında 1944 yılında tanıdım. Bizler Galatasaray
Lisesi son sınıf talebesi idik. Ülkemizdeki satılmış veya ahmak
komünistler, Ruslar’ın Almanlar’a karşı zaferler kazanmasından
da yararlanarak, Türk gençlerini elde etmek için türlü hile
ve oyunlara girişmişlerdi. Felsefeye düşkün, suskun ve mahzun
bir sınıf arkadaşımıza komünistlerin çengel attığını görerek
hemen bir karşı faaliyete giriştik. Milliyetçi dergiler (bilhassa
Çınaraltı) ve kitapları lisemize getirerek öğrenci gençlere
Türk Milliyetçiliğini anlatmaya onları bu yolda bilgilendirmeye
koyulduk. Bu sırada Türkeş bize örnek oluyordu. Eczacılık Fakültesi’nde
öğrenci olan ateşli hatip İzmirli Nejat Pala’yı sık sık lisemize
davet ediyorduk o da genç kardeşlerimize ateşli konuşmalar yapıyordu.
Mayıs sonunda mezun olacaktık. 3 Mayıs 1944’te Sayın Türkeş’in
Zeki Velidi
hocanın, Nihal Atsız’ın, Reha Oğuz Türkkan dostumun ve arkadaşlarının
Turancılık suçlamasıyla tutuklanmalarıyla sarsıldık. Bir çok
lise ve okullardan da yüzlerce öğrenci ya tutuklanıyor veya
sorgulanıyordu. 3 Mayıs gecesi lisede yatakhanalere çıktığımızda
biz milliyetçiler dolaplarımızdaki milliyetçi dergi ve kitapların
alınmış olduklarını gördük. Bu aslında o zamanki müdürümüz -şimdi
rahmetli- Behçet Güçer Bey’in biz milliyetçileri korumak için
aldığı bir tedbirdi. Kendisine emniyetten "Lisenizde Türkeş’i
örnek alan talebe var mı?" diye sorulduğunda "Hayır
yoktur" diyerek bizleri Türkeş’in akıbetinden korumuştu.
Haziran ortasında mezun olduğumuzda rahmetli müdürümüz toplanan
kitap ve dergileri her birimize ayrı paketler içinde diplomalarımızla
birlikte bizzat vermişti, Allah rahmet eylesin.
Sayın Türkeş ve arkadaşları Türk Ceza kanununun o zaman yürürlükte
olan 141 ve 142. Maddelerine göre Turancılık yaptıkları iddia
edilerek cezalandırılmak isteniyorlardı.
Mahkemede Türkeş şunları söylemiştir : "Efendim mesela
1917’de olduğu gibi 1965’te veya 1990’da Rusya’da bir ihtilal
zuhur edebilir. O zamana kadar Türkiye harp endüstrisi
bakımından da, ilim ve irfan bakımından da ilerlemiş bulunur.
Türkiye’nin de yardımı ile esir Türk devletlerinin birliğine
doğru da yönelinebilir." Bu sözler Türkeş’in ne kadar uzak
görüşlü olduğunu göstermektedir. SSCB 1989 Kasım’ında yıkıldı.
3 Mayıs 1944’te o zaman Cumhurbaşkanı ve milli şef olan İsmet
İnönü milliyetçilere şiddetle çatan bir nutuk söylemişti. Milli
Mücadelenin başarılı komutanı ve diplomatı büyük bir yanılgı
içindeydi. Milliyetçiliği faşizme indirgemişti. Halbuki Milli
Mücadelenin baş ilkesi milliyetçilikti. O zaman genç bir doçent
olan muhterem hocam Ord. Profesör Dr. Sulhi Dönmezer’in hazırladığı
mükemmel bilirkişi raporu Emniyet Müdürlüğü’nde tırnakları sökülerek
işkence gören Türk ordusunun kıymetli rüknü yüzbaşı Alparslan
Türkeş’in ve arkadaşlarının beraatini sağlamıştır.
Türkeş yapılan bütün bu haksızlıklara, işkencelere karşı kin
vegarez beslememiş, binlerce ülkücü genci vatana faydalı olarak
yetiştirmiş, demokrasinin rayından çıkması üzerine 27 Mayıs’ta
arkadaşlarıyla onun tekrar rayına oturmasını sağlamış ondan
sonra da demokrasiye tam inanarak bütün siyasi mücadelesini
parlamento içinde yapmış, daima kendini tekamül ettirerek Başbakan
yardımcılığı görevini üstlenmiş, uzlaşmadan, haktan ve adaletten
yana olmuştur. Ölümünden sonra en azılı muhalif ve muarızlarının
dahi lehinde konuşmaları, bu söylediklerimizin canlı delilidir.
Dini vecibelerini gösteriş ve propaganda yapmadan sessiz sedasız
yerine getirerek yıllar önce hacı olmuştu. Kitleleri coşturmasını
bilirdi.
Onu en son iki ay kadar önce Marmara Grubunun Kıbrıs konusundaki
toplantısında görmüş ve dinlemiştim. Doğduğu yer olan Kıbrıs
için üzgündü fakat aynı zamanda çok gerçekçiydi.
Türkiye tam ihtiyacı olduğu zaman çok değerli bir liderini zamansız
kaybetmiştir, Cenab-ı Hakk’ın rahmeti Türkeş’in üzerinde olsun,
hepimizin de başı sağ olsun.
YILMAZ ALTUĞ, 12 NİSAN 1997 - TÜRKİYE GAZETESİ
|